Aslında bir hizmetçiyim ve sefil bir sürtük değilim!
1Aslında bir hizmetçiyim ve sefil bir sürtük değilim! Önyargılar, yanlış etiketler ve toplumsal bakış üzerine esprili ve cesur bir hikâye.
Aslında bir hizmetçiyim ve sefil bir sürtük değilim!
Elif bu cümleyi ilk kez kurduğunda herkes sustu. Çünkü kimse böyle bir cümleyi bu kadar net söylemeye alışık değildi. Oysa Elif sadece gerçeği dile getiriyordu. Sabah erkenden kalkıyor, ev temizliyor, cam siliyor, mutfak topluyor ve akşam yorgun argın evine dönüyordu. Yani bildiğin hizmetçiydi.
Ama mahallede başka bir hikâye dolaşıyordu.
Kimileri Elif’i “gizemli” buluyordu.
Kimileri “çok rahat” diyordu.
Kimileri ise hiçbir şey bilmeden her şeyi bildiğini sanıyordu.
Elif bir gün marketten dönerken iki kadının fısıldaştığını duydu:
“Bu kızın işi ne ki?”
“Belli değil…”
İşte sorun tam da buydu. İnsanlar bilmedikleri şeyin yerine hayal kurmayı koyuyordu.
Elif buna önce üzülmüştü. Sonra düşündü:
“Demek ki ben sadece yerleri değil, dedikoduları da temizliyorum.”
Bir gün dayanamadı ve açık açık söyledi:
“Aslında bir hizmetçiyim ve sefil bir sürtük değilim!”
Bu cümle mahallede efsane oldu. Kimi güldü, kimi utandı, kimi de konuyu değiştirdi. Çünkü herkes, kafasında kurduğu hikâyenin çökmesinden hoşlanmamıştı.
Oysa Elif’in hayatı çok basitti.
Sabah iş.
Akşam ev.
Arada çay.
Hafta sonu biraz dinlenme.
Ama insanlar basit hayatları sevmezdi. Onlar süslü yalanları severdi.
Elif zamanla şunu fark etti:
Yanlış anlaşılmak, doğru anlaşılmaktan daha hızlı yayılıyordu. Çünkü dedikodu, gerçeğe göre daha eğlenceliydi.
Bir gün çalıştığı evin sahibi ona sordu:
“Bunları duyuyor musun?”
Elif omuz silkti:
“Duyuyorum ama süpürmüyorum. Her şeyi süpürürsem kendime sıra gelmez.”
Bu cümle onun mottosu oldu.
Artık insanlar konuşuyordu, Elif çalışıyordu.
İnsanlar etiketliyordu, Elif hayatını yaşıyordu.
Ve belki de bu hikâye tam olarak şunu anlatıyordu:
İnsanlar seni tanımadan önce, seni tanımlamayı seçer.
Elif ise kendini tanıyordu.
Ve bu, başkalarının ne dediğinden daha değerliydi.



