Ben Bir Fahişe Değilim, Sadece Özgür Olmayı Seviyorum!
4Özgür olmayı seviyorum diyen bir kadının, toplumsal etiketlere karşı verdiği esprili ve cesur mücadeleyi anlatan modern bir hikâye.
Ben Bir Fahişe Değilim, Sadece Özgür Olmayı Seviyorum!
Bu cümleyi söylediğimde ortamda garip bir sessizlik oluşuyor. Çünkü insanlar, bir kadının kendi hayatını kendi istediği gibi yaşadığını duyunca hemen başka şeyler düşünüyor. Sanki özgürlük sadece belli kalıplara yakışıyormuş gibi.
Benim hayatım aslında çok sade. Sabah kalkıyorum, işime gidiyorum, akşam eve dönüyorum. Ama arada kendi kararlarımı veriyorum. İşte bütün mesele de bu. Kendi kararlarını vermek, bazılarına göre fazla cesur bir şey.
Kısa etek giyince “kesin dikkat çekmek istiyor” dediler.
Yüksek sesle güldüğümde “fazla rahat” dediler.
Yalnız yaşadığımı duyunca “kesin bir sebebi vardır” dediler.
Oysa sebep çok basitti:
Ben özgür olmayı seviyorum.
İnsanlar bazen birini anlamaya çalışmak yerine, ona bir etiket yapıştırmayı tercih ediyor. Çünkü etiketlemek kolay, tanımak zor. Bir insanı tanımak zaman ister; etiketlemek ise bir saniye sürer.
Bir gün bir arkadaşım bana sordu:
“Niye böyle yaşıyorsun?”
Cevabım netti:
“Çünkü böyle mutlu oluyorum.”
Bu cevap onu tatmin etmedi. Çünkü toplum, “mutlu oluyorum” cevabını fazla basit bulur. Her şeyin altında büyük bir sebep arar. Büyük dramlar, büyük gizemler, büyük hikâyeler ister. Küçük mutluluklar pek ilgi çekmez.
Ama benim hikâyem küçük şeylerden oluşuyor:
Kendi istediğim saatte uyanmak,
kendi istediğim yere gitmek,
kendi istediğim gibi gülmek.
Ve şunu fark ettim:
İnsanlar senin ne yaptığından çok, senin hakkında ne düşündükleriyle ilgileniyor.
Bu yüzden artık açıklama yapmıyorum. Kim ne isterse öyle anlasın. Benim cümlem değişmiyor:
Ben bir fahişe değilim, sadece özgür olmayı seviyorum.
Bu cümle bazılarını hâlâ rahatsız ediyor.
Ama beni rahatlatıyor.
Ve belki de özgürlük tam olarak budur:
Herkesi ikna etmeye çalışmadan, kendi hayatını yaşayabilmek.



