Ben Sapık Değilim, Sadece Protein Diyetinde Oturuyorum!
3Protein diyetinde oturuyorum diyen birinin, yanlış anlaşılmalar ve toplumsal etiketler üzerine esprili ve cesur hikâyesi.
Ben Sapık Değilim, Sadece Protein Diyetinde Oturuyorum!
Bu cümleyi kurmak zorunda kalacağımı hiç düşünmezdim. Ama hayat bazen insanı öyle noktalara getiriyor ki, kendini açıklamak zorunda kalıyorsun. Üstelik en masum sebepten: diyet.
Her şey spor salonuna yazılmamla başladı. İlk gün hocam bana ciddi bir yüzle şunu söyledi:
“Protein ağırlıklı beslenmen lazım.”
Ben de ciddiye aldım. Çok ciddiye aldım.
Sabah yumurta.
Öğlen tavuk.
Akşam yoğurt.
Arada ton balığı.
Bir süre sonra çantamda kitap değil, haşlanmış yumurta taşır oldum. İşte asıl yanlış anlaşılma da burada başladı.
Otobüste biri çantama baktı, ben yumurta çıkardım.
Kafede menüye baktım, “tavuk var mı?” diye sordum.
Markette reyonda durup etiket okudum: protein oranı kaç?
İnsanlar beni başka biri sanmaya başladı.
Bir arkadaşım dayanamadı, sordu:
“Sen… biraz garipleştin mi?”
Ben de dedim ki:
“Hayır, sadece protein diyetinde oturuyorum.”
Ama gel gör ki, açıklama yapmak bazen durumu daha da tuhaflaştırıyor. Çünkü herkes bu cümleyi kendi kafasına göre anlıyor.
Kimisi bunu bir kişilik değişimi sandı.
Kimisi bir hayat felsefesi.
Kimisi de beni gizli gizli başka şeylerle ilgileniyor zannetti.
Oysa gerçek çok basitti:
Ben sadece kas yapmak istiyordum.
Ama toplumda şöyle bir kural var:
Bir şey alışılmışın dışındaysa, kesin altında başka bir şey vardır.
Halbuki yoktu.
Altında sadece tavuk vardı.
Bir gün iş yerinde öğle yemeğinde yine klasik tabağımla otururken biri şöyle dedi:
“Sen niye hep böyle yiyorsun?”
Cevap verdim:
“Çünkü protein diyetindeyim.”
Masada kısa bir sessizlik oldu. Sonra biri güldü:
“Biz başka anladık.”
İşte o an şunu fark ettim:
İnsanlar bazen duymak istediklerini anlıyor, söyleneni değil.
Bu hikâye aslında diyetle ilgili değil.
Bu hikâye yanlış anlaşılmakla ilgili.
Çünkü insan hayatında en çok şunu yaşar:
Normal bir şey yaparsın, tuhaf sanılırsın.
Kendini açıklarsın, daha tuhaf görünürsün.
Ben artık durumu kabullendim.
Biri bana garip bakınca gülümsüyorum.
Biri bir şey ima edince de aynı cümleyi söylüyorum:
“Ben sapık değilim. Sadece protein diyetinde oturuyorum.”
Bu cümle bazen savunma oluyor, bazen şaka, bazen de hayat felsefesi.
Ve belki de bu hikâyenin anlattığı şey şu:
İnsanlar seni anlamak zorunda değil.
Sen kendini anlıyorsan yeter.



