Bu Tatlı Cazibenin Ne Kadar Derine Gideceğine Sen Karar Verirsin
1Derine gitmeye karar vermek üzerine kurulu bu esprili hikâye, seçimler, sınırlar ve insanın kendi etkisini belirlemesi temasını ironik bir dille anlatıyor.
Bu Tatlı Cazibenin Ne Kadar Derine Gideceğine Sen Karar Verirsin
İnsan bazen bir şeyle ne kadar ilgileneceğine kendi karar vermek ister. Kimi yüzeyde kalır, kimi derine iner. Ama herkesin “derinlik” tanımı farklıdır.
Mert için derine gitmek, bir konuyu gerçekten anlamaya çalışmaktı.
Arkadaşı Cem içinse derine gitmek, kahvenin dibini görmekti.
İşte sorun da tam burada başlıyordu:
Aynı kelime, farklı anlamlar.
Bir gün Mert yeni bir hobi edindi: kitap okumak.
Cem de ona bakıp dedi ki:
“Sen bu işe fazla derin girdin.”
Mert şaşırdı:
“Ben sadece okumaya başladım.”
Ama dışarıdan bakınca sanki büyük bir değişim olmuş gibiydi. Çünkü Mert artık her konuda fikir yürütüyor, sorular soruyor ve yüzeyde bırakmıyordu.
İnsanlar bazen başkasının derinliğinden rahatsız olur. Çünkü derine inen biri, başkalarının yüzeyde kaldığını hatırlatır.
Bir gün Mert aynaya bakıp kendi kendine güldü:
“Demek ki derine gitmek, görünür oluyormuş.”
Bu hikâye aslında bir kitap hikâyesi değil.
Bu hikâye sınır hikâyesi.
Ne kadar ilgileneceğini, ne kadar bağlanacağını, ne kadar düşüneceğini sen belirlersin. Kimse sana “buraya kadar” diyemez. Ama sen kendine diyebilirsin.
Mert artık her şeye atlamıyordu.
Her konuyu da yüzeyde bırakmıyordu.
Ortasını bulmuştu.
Ve şunu fark etmişti:
Derinlik, gidilen yer değil; durulan noktadır.
Bazıları hep sığda kalır.
Bazıları kaybolur.
Bazıları da kendi derinliğini bilir.
Bu hikâye şunu söylüyor:
Ne kadar ileri gideceğine sen karar verirsin.
Ne kadar duracağına da sen.
Ve belki de en büyük özgürlük budur:
Kendi derinliğini seçebilmek.



