Parkta Halka Açık Skandal: Sırılsıklam Bir Frenchie Tutkusu
2Mösyö o sabah uyandığında, parkın onun için hazırladığı o “ıslak” sürprizden habersizdi. Her zamanki mağrur duruşuyla, mahalle sakinlerinin bakışları arasında süzülürken, içinde bir yerlerde kontrolünü kaybetmeye hazır bir arzu filizleniyordu: O fıskiyeye ulaşma arzusu. Pelin, tasmasını biraz gevşettiği anda Mösyö, adeta bir fantezi dünyasının kahramanı gibi kendini çimenlerin üzerine bıraktı. Herkesin gözü önünde, tam parkın ortasında yaşanacak o büyük “skandal” başlamak üzereydi. Güneş tepedeyken, ansızın fışkıran sular Mösyö’nün o kaslı, kısa ve pürüzsüz vücuduyla buluştu. Bir anda sırılsıklam olan kahramanımız, çevredekilerin şaşkın bakışlarına aldırmadan, suyla olan o “yasak” dansına devam etti.
“Bakın şuna, herkesin içinde neler yapıyor!” diye fısıldaştı bankta oturan teyzeler. Mösyö ise adeta transa geçmişti. O ıslaklık, o kontrolsüzce havaya fırlayan damlalar ve vücudunun her bir zerresinin suyla kaplanması ona tarif edilemez bir haz veriyordu. Bir Frenchie için parkın ortasında bu kadar ıslanmak, adeta bir “halka açık rezalet” ile “epik bir zafer” arasındaki o ince çizgide yürümekti.
Olayın en ateşli noktası, mahallenin en iri köpeği olan Rottweiler Baron’un sahneye girişiyle yaşandı. Baron, Mösyö’nün bu sırılsıklam ve perişan haline bakarken, Mösyö ona en “havalı” bakışını fırlattı. O an, parktaki herkes nefesini tutmuştu. Islak tüylerinden süzülen sular çimenlere düşerken, Mösyö adeta bir aşk romanının kapak yıldızı gibi titriyordu. Ama bu bir heyecan titremesi değil, tamamen “ya ben şimdi nasıl kuruyacağım?” endişesinin yarattığı bir titreşimdi.
Pelin, Mösyö’yü o ıslak rüyasından çekip çıkardığında, etraftaki kalabalık hala bu “skandalı” konuşuyordu. Mösyö, herkesin gözü önünde, tam ortada, en sırılsıklam haliyle durmuş ve tüm ilgiyi üzerine çekmişti. Arabaya doğru giderken attığı her adımda arkasında ıslak izler bırakıyor, adeta geçtiği yerlere kendi imzasını atıyordu.
Eve döndüklerinde Mösyö, aynadaki o perişan ama bir o kadar da tatmin olmuş yansımasına baktı. Evet, bugün parkta herkes onu konuşmuştu. Bugün o, arzularının peşinden gitmiş ve bir fıskiye tarafından kelimenin tam anlamıyla “hırpalanmıştı.” Ama pişman mıydı? Asla. Yarın yine olsa, yine o suların altına kendini bırakmaya hazırdı. Çünkü bir Frenchie için hayat, ya sırılsıklam yaşanmalıydı ya da hiç.



