Sarışın İki Yakın Arkadaşın Yanlış Anlaşılan Macerası

2
Share
Copy the link

Sarışın iki arkadaşın etrafında dönen söylentiler ve yanlış anlaşılmalar üzerinden, dostluk ve yakınlık temasını ele alan esprili bir hikâye.

Sarışın İki Yakın Arkadaşın Yanlış Anlaşılan Macerası

Melis ile Derya mahallede tanınan iki arkadaştı. Hep birlikte gezer, birlikte güler, birlikte kahve içerlerdi. Bu kadar yakın olmaları, çevrede hemen bir hikâye üretmişti.

“Bunlar kesin gizli bir şey yapıyor,” dedi biri.
“Yok canım, sadece çok samimiler,” dedi diğeri.

Ama samimiyet, dışarıdan bakana her zaman şüpheli gelirdi.

Bir gün birlikte bir sergiye gittiler. Sergide iplerle yapılmış bir sanat çalışması vardı. Derya fotoğraf çekti, Melis not aldı. Ama dışarıdan bakanlar, bunu “çok tuhaf bir etkinlik” sandı.

Ertesi gün mahallede yeni bir söylenti dolaştı:
“Onlar dün bağlanmış bir şey izlemiş.”

Oysa izledikleri şey, sadece modern sanattı.

Melis gülerek dedi ki:
“Biz sadece sanat izledik, dedikodu izlediler.”

Bu olaydan sonra ikisi de şunu fark etti:
İnsanlar bilmedikleri şeyleri hayal gücüyle doldurur.

O günden sonra her yaptıkları şey daha da “ilginç” anlatılmaya başlandı. Birlikte kitap okudular, “felsefi ritüel” dendi. Parkta oturdular, “gizli toplantı” dendi.

En sonunda Derya şöyle dedi:
“Biz ne yapsak hikâye oluyor.”
Melis cevap verdi:
“O zaman bari güzel hikâye olsun.”

Ve gerçekten de öyle oldu.
Onların dostluğu bir skandal değil, bir masal gibi anlatılmaya başlandı.

Bu hikâye şunu anlatıyordu:

Yakın olmak başka, yanlış anlaşılmak başkadır.

Melis ile Derya hâlâ birlikte kahve içiyor.
Mahalle hâlâ konuşuyor.
Ama artık ikisi de gülüyor.

Çünkü bazı söylentiler, gerçeğin değil hayal gücünün ürünüdür.

Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir