Bir Evin Gölgesinde – Sessizliğe Kaçış
8Akşamın koyu sessizliği evin içine çökmüştü. Masanın üzerindeki soğuyan çay, konuşulmamış cümlelerin sessiz tanığıydı. O, karısının artık aynı kişi olmadığını hissediyordu; ya da belki kendisi değişmişti.
Sessizliğe kaçış, bazen bağırmaktan daha yüksek bir çığlıktır. O, kelimelerden yorulmuştu. Artık evde sadece bakışlar konuşuyordu.
Geceleri uzun sürüyor, düşünceler bir labirent gibi zihnini sarıyordu. Kendi evinde misafir gibiydi.
Bir akşam, eşinin yorgun yüzüne baktı. Onun da içinde bir savaş vardı. Fark etti ki, aslında ikisi de aynı fırtınanın ortasındaydı — sadece farklı yönlere bakıyorlardı.
Evdeki sessizlik, iki yabancının birbirini anlamaya çalıştığı bir köprüye dönüşmüştü.
Zamanla anladı: kaçmak çözüm değil, yüzleşmek gerekiyordu.
Sabah olduğunda, ilk defa sessizliği bozdu. “Konuşmamız gerek,” dedi. Sesi titriyordu ama içten geliyordu.
Ve o gün, o evde ilk kez gerçekten birbirlerini duydular.
Kaçış sona ermişti.
Çünkü bazen en uzun yol, insanın kendi kalbine dönmesidir.
