Sahnenin Ötesinde – Bir Oyuncunun Gerçek Yüzü
7Kameralar kapandığında sessizlik odaya doldu.
Işıklar sönmüş, alkışlar çoktan bitmişti.
Sahne, bir zamanlar onun en büyük hayaliydi; şimdi ise geride bıraktığı bir yankıdan ibaretti.
Reagan, makyaj aynasının karşısında oturdu. Yüzündeki fondöten, gülüşünü gizleyen bir maskeydi.
Ne kadar çok rol oynarsa oynasın, kendi hikâyesini yazamadığını hissediyordu.
Sahnenin ötesinde, herkesin onu tanıdığı o kadın yoktu.
Orada yalnızca sessiz, kırılgan ve sorgulayan bir insan vardı.
Bir gün, çekim sonrası sessiz bir sette, yönetmen ona baktı ve “Bu sahnede ağlaman gerekmiyor,” dedi.
Ama o ağladı. Çünkü gözyaşı artık rol değildi.
Gerçekti.
Zaman geçtikçe şöhretin parıltısı soldu.
Reagan, spot ışıklarının değil, sabah güneşinin sıcaklığını özledi.
Bir fincan kahve, sade bir gülümseme, gerçek bir kelime…
O artık en basit şeylerde huzur arıyordu.
Bir röportajda ona “Mutluluk nedir?” diye sordular.
Bir an durdu, düşündü, sonra gülümsedi:
“Mutluluk, artık alkışa ihtiyaç duymamaktır.”
O gün, sahnenin ötesinde kendi gerçeğini buldu.
Ve o gerçek, hiçbir senaryoya sığmayacak kadar güzel
